Uzun aradan sonra herkese merhaba :)
Öncelikle şunu belirteyim.Okuma
sürem sizi yanıltmasın.(1000k'da 56 günde okuduğum yazıyor).Bundan sonraki birkaç cümlemde neden kısa sürede okuyamadığımı
anlatacağım.Dilerseniz geçebilir bir alt paragraftan devam edebilirsiniz.Korona
virüsüyle beraber e ticarette işlerim birden kapasitemin çok çok üstüne
çıktı.Fatura kesmek ve sipariş
hazırlamakla meşguldüm.Kalan zamanlarımda da kargo takip ediyordum.
Gelelim esas bölüme.Bu paragrafta çok da spoiler vermeden ilerlemeye
çalışacağım.Kitabın yapısı ve yazımı olarak okuması zor değil.Bazen hani olur
ya küçük yazılarla sık sık paragraflar.İnsanın gözünü yorar.Bu öyle bir kitap
değil.Kitabın konusu İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampında yaşananlar,bizzat
yaşayan doktor tarafından anlatılıyor.Bu doktor aynı zamanda logoterapinin
kurucusu.Son bölümde logoterapi ve bazı psikolojik terimlerden okuyucuyu çok
sıkmadan anlatıyor.
Bu paragraftan sonrası kesinlikle
spoiler içerir.
Kitabımız sadece 166 sayfa.Ama üzerimde bıraktığı etki tarif
edilemez.Ben ilk defa bir kitaba şu benzetmeyi yapacağım.Bebek gibi
kitap.Elinizden bırakamayorsunuz.Okudukça aydınlanıyorsunuz diyeyim.Hayatın
anlamını sorguluyorsunuz binlerce kez.Çünkü kitaptaki insanlar dünyanın en kötü
koşıllarından birinde.Toplama kampında tesadüfen yaşıyorlar.Ayakları perişan
halde,yiyecek kısıtlı,muamele kötü dememe gerek yoktur sanırım.Bazen salgın
hastalık var.Korona virüsü salgını ile mücadele ettiğimiz şu günlere denk
gelmesi biraz ilginç oldu.Durum kıyaslaması yaptığımızda biz yine de daha
iyiyiz.Çünkü bu berbat koşullar için bile bazen seviniyorsun bu insanlar
yerindeysen.Çünkü gaz odası denen bir gerçek var.Duygusal bir insan olduğum
için araştırmadım ama bu gaz odası dedikleri yerde insanları canlı canlı
öldürüyorlarmış.Kitabın bir yerinde “Her şey bir yana ,insan,Auschwitz'in gaz
odalarını icat eden varlıktır; ama dudaklarında duayla ya da Shema Yisrael ile
gaz odalarına dimdik yürüyen varlık da insandır.”diyordu.İnsanın iki
yüzlülüğünü tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyordu.Ben normalde okuduğum
kitaplardan örnek verecek kadar aklında tutabilen bir insan değilim.Ama bu
kitapta bazı yerler beni o kadar etkiledi ki çevreme aktarabildiğimi fark
ettim.Kaderin ve umudun insan
hayatındaki yeri ve en zor koşullarda insanların yaşamını nasıl bir psikolojiyle
sürdürebildiği çok güzel ifade edilmişti.Hayattan,sevdiğine ulaşabileceğinden
umudunu kesen insanlar kendilerini ölüme terk ediyordu bu kamplarda.Mesela
noele kadar savaşın biteceğine ateşkesin olacağına inanıyorlar.O zamana kadar
umutla sabrediyorlar.Noelden sonra ölümlerde bir artış gözükürmüş bu yüzden.
İnsanın Anlam Arayışı’nı okurken altını
çizdiğim yerler çok oldu.Hepsi de birbirinden değerli yerlerdi.Bu kitabı baş
ucuma koyup hayatın anlam arayışına girersem o altını çizdiğim yerleri tekrar
okumak istiyorum.Alıntılara da doyamadım.Birçoğunu da bu platformda paylaştım
zaten.Mesela bir yerde şöyle diyordu.”Dakikalarca süren ve insanı derinden
etkileyen bir sessizlikten sonra,tutuklulardan birisi diğerine “Dünya ne kadar güzel olabilirdi”dedi!”
Yani bunu söyleyen sanki derin bir ah
çekmiştir gibi geliyor bana.Düşündüğümüzde eziyeti yapan da insan eziyetten
kurtaran da insan.Doğa,hayvanlar,çocuklar..Her şey çok daha güzel olabilirdi
sevgi birinci gelseydi evrende.
Kitapta sözü edilen bu kamplarda
da aşama aşama ilerliyor her şey.Mahkumun tükenişi tek aşamada olmuyor.Ama
belli bir süre sonra acılara duyarsızlaşıyor.Çevresindeki ölümlere bile.Hatta
doktor gaz odasına giden bir mahkumun kıyafetini giyiyordu.İnsanın
duyarsızlaşmasına bundan daha güzel bir örnek olamaz herhalde.Tabii ki ordaki
insanların öncelikleri hayatta kalmak.Duyarsızlaşmak derken yargılamıyorum.Aynı
şartlarda biz de aynısını yapardık. “Her an,daha kötüsünün henüz yaşanmadığına
inanırsınız,oysa zaten yaşanmış bitmiştir”
Kitapta önemli yazarlardan ya da
tanınmış kişilerden de alıntılar yapılmış.Mesela şu alıntı beni çok
etkilemişti. “Yaşamak için bir nedeni olan kişi ,hemen her nasıl’a
katlanabilir.”Nietzsche’denmiş.Genelde karamsar yapısıyla bildiğim Nietzsche bu
sözüyle beni şaşırtmıştı.
Benden bu kadar.Sayfalar dolusu
bu kitabı anlatmak istiyorum ama keşfedilmemiş bir hazineyi keşfedip tüm
ganimeti cebe atmış gibi olacağım.Psikolojiye ilgisi olan insan özellikle bu
kitabı okumalı.Mesela uyuyamama sorunumu halletim bu kitapta bahsedilen bir
kısımdan sonra.Mesela bir şeyi çok istediğimizde- logoterapiye göre aşırı niyet
deniliyormuş bu şeye-istediğimiz sonucu alamayabiliyoruz.Uyuma meselesi de bu
şekilde.Aşırı niyetlendiğimizde yattığımız halde uyuyamayabiliyoruz.Yapmamız
gereken uykumuz gelene kadar uyumaya çalışmamakmış.Bu basit yöntem gerçekten
işe yaradı.Psikolojik terimlerin anlatıldığı kısım da örneklerle anlatıldığı
için hiç sıkmıyor.
Kitaptan bir alıntıyla
bitiriyorum.Lütfen Korona Günlerinde hazır evdeyken bu kitabı okuyarak
kendinize bir iyilik yapın.Sağlıkla ve
esenlikle kalın.Sevgiler..
“Logos(anlam),mantıktan(logic)
daha derindir.”







Seviyorum seni fikirlerine de değer veriyorum sen bir şey öneriyorsan boşuna değildir
YanıtlaSilTıpkı bana da önerdiğin hatta hediye ettiğin Ardında bıraktığın kadın gibi �� sen öneriyorsan mutlaka okumalı ��