Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhaba,
Pandemi koşulları malum.Ben de hayata ve olaylara konsantre,adapte ya da doğru sözcük her neyse işte ona zorlananlardanım.İstesem de eskisi gibi kafamı verip okuyamıyorum.Filmlere,dizilere konsantre olamıyorum çoğu zaman.Sanki enerjimin dibini sıyırmaya başladım.En temel ihtiyaçlar nasibini alıyor ondan da.Belki de işe gidip gelmek gibi zorunlu olanlar demek daha doğrusu.Çok uzattım,hemen kitabın yorumlamasına başlayayım.Ucundan kıyısından spoiler İçerir,uyarayım.
Ölmeye Yatmak kitabı Adalet Ağaoğlu'nun Dar Zamanlar adlı üç kitaplık roman dizisinin İlk kitabı.Ben çok düzenli olduğum için! Bir Düğün Gecesi ile yani serinin ikinci kitabıyla okumaya başlamıştım :) Hatta Adalet Ağaoğlu hayranlığım oradan gelir.O kitap hakkında çok isteyip de inceleme yapamasam da benim için bir başucu kitabıdır.Tezer karakteri de favorimdir.Bu kitapta Tezer'in doğum anı anlatılıyordu.Haa o Tezer bu Tezer, o İlhan bu İlhan aydınlanmasını o Aysel bu Aysel yaşadığımda jetonumun ne kadar köşeli olduğunu fark ettim.Sanki seri okumuyormuş gibi.Siz siz olun seri okuduğunuzun farkında olun ve sırayla okuyun seriyi.Yoksa benim gibi mini şoklar yaşarsınız :)
Adalet Ağoğlu'nu kitaplarını neden seviyorum?Çünkü anlatımı sade,film gibi anlatıyor.Okurken hayal gücünüzde o kadar iyi canlanıyor ki.Bir de Adalet Ağaoğlu kitaplarının bir özelliği,romanlarının her bir karakteri anlattığı döneme ait farklı kesimlerden birini çok iyi bir şekilde temsil ediyor.Mesela karakterin biri koministken biri sosyalist birisi muhafazakar gibi.Onların duygu dünyasını,yaşadıkları karmaşaları da bize olduğu gibi sunuyor.
Ölmeye Yatmak kitabında da yine farklı kesimleri temsil eden karakterler var.Baş karakterimiz Aysel ilkokul öğretmenin desteğiyle köyünden Ankara'ya gelir ve biz kendimizi onun akademisyenliğe uzanan yolculuğunda yaşadıkları ve ölmeye yatma hikayesinde buluruz kendimizi.Tabii romanda köyden okumaya gelen kişi Aysel değildir.Aysel'in yanı sıra diğer bazı karakterlerin de hikayesinde buluyoruz kendimizi.Birbirlerine yazdıkları mektuplar,karakterlerin günlükleri,hissettikleri yine cömertçe okuyucu ile paylaşılmış.Adalet Ağaoğlu romanları bir özelliği de karakterin kendisini ifade etmesine izin verilmesidir.Her karaktere adeta mikrofon verilir.Kitap daha çok ikinci dünya savaşından sonraki dönemi anlatıyor.O dönemde hem Türkiye'de hem Dünya'da geçen olaylar kronolojik olarak anlatılıyor zaman zaman.Akılda kalıyor mu derseniz bende pek kalmadı maalesef.Sadece işte Ulus Gazetesi ve şeker karnesi,beyaz un bulmanın ne kadar zor olduğu gibi dönemin yokluğuna dair belli başlı şeyler biraz aklıma girebildi ve milli şef İsmet İnönü adı geçiyordu ve o dönem olayları
biraz da.
Aysel'in derdi neydi?Köyden gelip ailesinin ve abisinin okumasına karşı olmasına rağmen o okuyup aydın da olmuştu.Yazar aslında Aysel karakteriyle kadının toplumdaki yerini de irdeleyip kadının hep küçük görülmesini eleştiriyor.Ne diyordu Aysel Paristeki arkadaşı Alain için."Alainle arkadaş olmak ne güzel !Gözleri kollarını bacaklarını yemiyordu.Gözleri sen bir şeyden anlamazsın da demiyordu.Çünkü Aysel kitabın bir diğer karakteri Aydın tarafından sistematik olarak aşağılanıyordu.Aysel'in aydın kadın olması bir şeyden anlayabileceği kabul görmüyordu.Bir aşk bu uğurda harcanmıştı belki de.Ben Adalet Ağaoğlu'nun o dönem düşünüldüğünde oldukça cesur ve çağın ötesinde yazdığına inanıyorum.Kadının bu kitapta bahsedilen toplumdaki yeri ve algısı,ona bakış açısındaki yanlışlıklar günümüzde de devam ediyor bence.Zaman geçiyor ama değişen pek bir şey olmuyor.
Zihninizde okudukça canlanacak bu filmin tamamını anlatmak istemiyorum.Bir Düğün Gecesi kitabında da geçen İlhan karakterinin ideolojisinden vazgeçiş hikayesini de etkileyici buldum.Ali gibi,Engin gibi hiç anlatmadığım karakterlerin hikayesini de size bırakıyorum.Tezel karakteri çok az geçse de ismini okumakla mutlu oldum.Tezel'in doğumundan itibaren hikayeyi daha ilgiyle okudum.
Bu kitap severek okunur arkadaşlar.Hem o dönem hakkında bilgi sahibi olursunuz hem film tadında bir kitap okumuş olursunuz.Kadına dair bakış açımız da genişleyebilir.Aysel'in mücadelesini seveceksiniz diye düşünüyorum.Keyifli okumalar dileyerek ve kitaptan bir alıntı bırakarak yazımı bitiriyorum.
"O Leylak dalını Aydın'a verse.Dostça verse.Nedenini bilmediği o gizli suçluluk duygusundan arınsa."Bunca yorgunluktan sonra birbirimiz için yok olamayız.Hiç varolmamış gibi olamayız"dese..."Gelecekte inanmak için birbirimize,güvenmek için..."deyip veriverse leylak dalını.







Yine çok güzel bir anlatım olmuş canım ❤
YanıtlaSilSenin seçimlerini çok beğeniyorum