Yepyeni bir kitap yorumuyla karşınızdayım.Bugunkü yorumlayacağım kitabın ismi Vaveyla (çığlık) anlamına geliyor.Yazarı Şeyda Aksel ve yayınevi Sokak Kitapları yayınları.Ben bu kitabı bizzat yazarından yani Şeyda Hanımdan imzalı bir şekilde edindim.Çok mutluyum.Hatta kendisi her bir okuruna özel not yazarak gönderiyor sanırım.Çok büyük bir incelik.Bendeki notu da sizinle paylaşacağım.
Hani bazı kitap yorumlarında spoiler içerir yazmazsak olmuyor ya.Bu kitap da kalp burkan bir hüzün içeriyor.Duygusal biriyseniz hele mendillerinizi stok yapmadan bu kitaba başlamayın uyarısı yapacağım.Bir konudan daha bahsedip kitap yorumuma geçeceğim.Benim listelerim genelde klasikler ve tanınmış yazarlardan oluşuyor.Araya kafa dağıtmalık kitap dediğim kitaplar da ekliyorum bazen.(fazla kafa yormayan,eğlendiren ve sade anlatımlı)Bu kitap da listemde olmayan ama facebook kitap grubumuzda etkinlik kitabımız olduğu için edindiğim bir kitaptı.
Kitap baş kahramanımız ikiz çocukları olan edebiyat öğretmeni Özge.Geçmişinde yaşadığı ve hatırlayamadığı bir kaza söz konusu.Özellikle kaza anındaki müziği hatırlamak için büyük bir çabası var.Geçmişte yaşadığı bu travmatik olay için psikolojik destek alıyor.Anne ve babasını kaybetmiş ve sonradan Yalova da ailesinin edindiği ve daha önce Özge'nin haberi olmadığı bir ev ortaya çıkıyor. Özge bu evin gizemini çözebilmek için orayı ziyaret etmeye gidiyor ve o iki katlı ev özellikle çatı katı öyle hoşuna gidiyor ki Yalova'da o evde yaşamak istiyor ve kısa bir süre sonra oraya taşınıyor.Bir gün ev temizliği yaparken bir günlük buluyor.O evde yaşamış Eda'nın günlüğü o. Özge bu günlüğü okumaya başlıyor.Hatta günlükle bir bağlantısı olduğunu düşünüyor .Ama karar da veremiyor.Günlükse ilk başlarda pırıl pırıl bir aile,90'ların o güzel çocukluğunu,kurulan hayalleri anlatıyor.Ta ki o depreme kadar.17 Ağustos 1999 depremine kadar yani.Sonrası kayıplar ,hüzün ve geri gelmeyenler,travmalar,yürek acısı.En çok istediği şey tüm arkadaşlarının doğum gününe katılması olan çocuğun maalesef doğum gününe katılamaması..En yakın arkadaşın ve onla beraber yitirilen çocukluk... Sen de onlar gibi depremde can vermediğin için yaşadığından utanma..tam da dünyalığını hazırladığını sandığın vakit servetinin tüm torunlarına bile yeteceğini sanırken tüm mal varlığını depremde yitirme..Bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının bilincine acı bir şekilde farkına varma..
Peki Özge'nin hayatının bu günlükle bir bağlantısı var mıdır?Bunun keşfini size bırakıyorum.Kitap oldukça akıcı yazılmış.O Yalovadaki ev ve o sıcak aile beni çok etkiledi diyebilirim ve son olarak dipnot:Ara sıra tanınmamış yazarlar da okumak gerekiyormuş.Bu kitap mesela benim beklentimin çok üstündeydi diyebilirim.Şeyda Hanım'ın kalemine,yüreğine sağlık.Hem ağladım hem de güzel vakit geçirdim kitabı okurken.Kitap kurtlarına okumalarını tavsiye ederim.Her zamanki gibi yazımını sonuna kitapla ilgili alıntılar ekleyeceğim.Hepinize keyifli okumalar diliyorum Hoşça(kitap)la kalın..
KİTAPTAN ALINTILAR
- "Öğretmenimin sözleri ise gerçeğin acı bir tokat gibi suratıma yapışmasına neden oldu.Haklıydı belki,ama onun da bilmediği bir şey vardı.Aslında en büyük enkaz altında ben vardım.Sevdiklerim,hayallerim,oyunlarım,arkadaşlarım,hayatım,çocukluğum...Hepsi yerle bir olmuştu.Bedenim sağlam olsa da yüreğim hala göçük altında..."(sayfa 161)
- "Yardım kamyonlarının birisinin başında kırklı yaşların başında bir kadın var hafızamda.Avazı çıktığı kadar bağırıyordu.Elindeki birkaç kıyafeti açıp gösterdi.Mini etekler,straplez bluzler,sırtı bele kadar açık ipli bir tshirt..Yere fırlattı hepsini."Bizim giysiye ihtiyacımız var.Millet evinde çer çöp ne varsa buraya göndermiş!"diye isyan ediyordu adeta."(sayfa 115)
- "Mustafa amcanı hatırlıyor musun?" Evet anlamında başımı salladım.
- "Güzel şeyler her zaman süslü püslü defterlere not edilmez.Bazen gelişigüzel karalamalardan dünyanın en güzel anıları çıkar."(sayfa 37)
"Depremden iki gün önce bizim evin balkonunda sohpet etmiştiniz."
"Evet." dedi."O gün ne konuşmuştuk biliyor musun?"
"Hayır."
"Ben dünyamı hazırladım cancağızım."demişti.Çok şükür evim,arabam,malım mülküm her şeyim var.Servetim bana,çocuklarıma,torunlarıma,onların bile çocuklarına yeter,demişti."
"Eee" dedim.Eliyle ekmek kuyruğunu gösterdi.Sıranın en başındaki kişi Mustafa amcaydı.Askerin kendisine uzattığı ekmeği aldı mahcubiyetle.
"Biraz önce konuştuk." dedi babam."Mahvoldum,bittim,battım ben dedi.Bütün malları yerle bir olmuş.Hiçbir şeyi kalmamış.Eşini ve büyük oğlunu da kaybetmiş."(sayfa 113)








Sağa sola vaveyla yazıyordum kelimenin telafuzu kulağıma hoş geliyordu, sonradan manasını öğrendim belki de bilinçaltıyla alakalı da birşey de ben yeni manasına varmış olabilirim. Bu isimle bir kitabın varlığına internette gezinirken denk geldim nasıl bir kitapmış derken buraya vardım yazdıklarınız ilgi çekici geldi kitabı edinip okuyacağım bakalım sizde uyandırdıklarını uyandırabilecek mi ?
YanıtlaSil