...

Bu Blogda Ara

Pazar, Aralık 24, 2017

KİTAP DEĞERLENDİRMEM :BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE



Herkese merhabalar,

Yepyeni bir kitap yorumumla karşınızdayım :) Sizlere bugün Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını yorumlayacağım.Bendeki kitabın yayınevi Koridor Yayınlarıydı.Bu kitabı yorumlamak benim için çok zor olacak.Çünkü her bir cümlesini,paragrafını,sayfasını keyifle okudum. 1k da (28.10.2017'de katıldığım kitapsever buluşma platformu) birçok alıntı paylaştım bu kitaptan.

İlk olarak şundan bahsetmek istiyorum.Bu kitabın bize ulaşması çok kolay olmamış.El yazmaları belli bir çabadan sonra bulunmuş.Kitapta şöyle diyor hatta "Bu kitap çeşitli ülkelerdeki insanların ilgisi ve yardımı sayesinde yayınlanmıştır.".Kitapla ilgili dikkatimi çeken bir diğer konu da Atatürk bu kitabın okulların müfredatına konmasını istemiş.(Sanırım askeri okullardı bunlar) Ben kitabı okurken Atatürk'e çok hak verdim bu bağlamda.Milli Eğitimde yetkili biri olsaydım sadece okul müfredatı değil her vatandaşa bu kitabı okumayı zorunlu kılardım.Anne babalardan,memurlara, memurlardan din adamlarına,köylülere,eğitimcilere kadar verilen mesajlar ve çıkartılması gereken dersler var.Hatta Napolyon ve Sezar bile paylarını almışlar.Onlar ya da başka ülkelerinin topraklarını işgal eden diğerleri hakkında şöyle diyor:

"Başkalarına ait toprakları işgal ederek,bütün zenginliklerine el koyuyorlar,fakat bu toprakları işlemiyorlar .Milyonlarca kişiyi yeni tebaaları olarak hükümleri altına almalarına rağmen,bu insanları kendi hayatlarının ve devletin akıllı,soylu kurucuları olarak yetiştirmek akıllarından bile geçmiyor.Çok büyük devletler ortaya çıkmakta fakat halkları fakirlik ve açlıkla boğuşmaktadır.

Kitap bölümlere ayrılmış.Her bir bölüm bir kişiye,kesime veya bir konuya hitap ediyor diyebilirim.Örneğin 5.bölüm Snellman bölümüyken,12. bölüm Köylüler bölümü,9. bölüm ise futbol bölümü .Bu kitap benim için bazı ilklerin de kitabı oldu.Mesela;İlk defa bir kitabın önsözünü okudum ve bu kitapta önsöz ,tarihi ön bilgi verdiği için okunmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.Konusuna gelecek olursak Finlandiya üstünden bir ulusun yükselişi, bataklıklar ülkesiyken, yaşam mimarlarının inşa ettiği güneşli bir ülkeye dönüşümünü adeta bir oya gibi işleyerek anlatıyor.Yaşam mimarları bu ülkeyi yeniden inşa ederken en temele eğitimi oturtuyor.Bu konuda kitaptan bir alıntıyla devam edeyim;

"Bataklıklar arasında,taşların üzerinde kurduğumuz,nispete refah içinde yaşamamızı sağlayan ve Rusya nüfusunun geri kalan bölümü için şimdilik uzak bir hayal gibi görünen bu düzenin temeli okula dayanmaktadır.Okulumuzu elimizden aldığınız an biz de biteriz."Tıpkı mayasız hamur gibi çökeriz "demektedirler.Finlandiyalar soğuk ülkelerini "bataklıklar ülkesi "Suomi" ismiyle anıyorlar ve kitapta Suomi kelimesi sık sık geçiyor.Finlandiya'nın tüm dünyaya örnek teşkil eden başarısı halkın ve vatandaşların iradesine bağlı 2 milyon tarafından gerçekleştirildiği için ekstra bir öneme sahip.

Kitaptaki tespitler o kadar yerinde ki adeta beynimizi cilalıyorlar ve bir bilinçlenme süreci başlıyor.(din adamlarının,ebeveynlerin eleştirildiği noktalarda yazara çok hak verdim.)açıkçası tek bir yazarın onca gerçekçi tespiti yapması çok ustaca geldi bana.Hatta bir ara acaba tüm akıllı dimağlar bir araya geldi ve kitabı yazdımı ki diye düşünmedim değil.Kitabın çevirisini de çok başarılı buldum.

Beyaz Zambaklar Ülkesini okudukça etrafınızı,dünyayı,olayları irdelemeye başlıyorsunuz.Yazara birçok konuda hak vermemek elde değil.Kitabın bir de şöyle büyüleyici bir özelliği var. Kitabı okudukça ufkunuz açılıyor hep daha iyiye ve ileriye yönelme isteği uyandırıyor.Hem bireysel olarak hem vatandaş olarak kafanızda karşılaştırmalar yapıyorsunuz. yapılan bazı yanlışları görüyorsunuz(Eğitim sistemimizi çok değerlendirdim kitabı okurken) ve bunları düzeltmek için sorumluluk hissetmeye başlıyorsunuz.Kişisel gelişim kitabı değil kitap ama her sayfasında bir teşvik var.Özellikle kitapta geçen (tüccarın hikayesi diyeyim ben ona) çok beğendim.Eğer özümseyerek okunursa işinizde bile veriminizin artacağını düşünüyorum.

"Bizim kısmetimize bataklıklar ve taşlar çıktı ,fakat biz onları işledik ve uygar bir ülke kurduk "diyen Finlandiyalar bunu asırlık bir emek ve çalışma sonucu elde etmiş ve tüm dünyaya örnek olmuştur.Onların mücadelesi bizim Kurtuluş Savaşımız, onların Snellman'ı bizim Atatürkümüz ,onların Yarvinen i belki bizim Sakıp Sabancımız.Kitapta kendinizden ve ülkenizden bir parça bulacaksınız sanıyorum.(Ben mesela Yarvinenlerden biri olduğumu düşünüyorum )

Son olarak Finlandiyalılar kendilerine düşen bataklığı ve taşlara rağmen nasıl bir ilerleme gösterdiyse ,daha iyisini yapıp daha gelişmiş bir ülke için çabalamak birer yaşam mimarı olmak da bizlerin ellerinde diyorum ve kitaptan birkaç alıntı ekleyerek yazımı bitirmek istiyorum.Bu kitabı mutlaka okuyun ve okutun.Ben zaman geçtikçe tekrar tekrar okumayı düşünüyorum

  • "Saygıdeğer din adamları !İki milyonluk Fin halkı adına ,gözyaşlarımla size sesleniyorum;gerçekleri,bir ölü toprağı misali ,kalın tabaka gibi kaplayarak,halktan gizleyen din öğretisini bir tarafa bırakın ve halka gerçekleri anlatın .Yaşlı ,çocuk ,genç ve yetişkin ,herkeste canlı bir ruhun uyanmasını sağlayın." 
  • Halkın geleceğinden kaygı duymayan başka bir ırkın temsilcisi vatansever olamaz.Buradan çıkaracağımız sonuç :Finlandiya zorla hiçbir şey elde edemez ,onun tek kurtuluşu eğitimdir" 
  • "Ülkelerin güçlü veya zayıf ,halkların gelişmiş veya geri kalmış olmasının altında yatan tek neden yöneticinin adil veya yetersiz olması değildir.Yönetici nasıl biri olursa olsun -iyi ya da kötü, kahraman veya zalim -her zaman kendi halkının canından bir candır,onun bir parçası ,ruhunun yansımasıdır.Halk nasılsa .onu yönetenler de öyledir.Bu yüzden de her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelmektedir." 
  • "Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir.Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir." 
  • İki milyon nüfusa sahip küçük ve fakir bir ülke ,devletin kudreti,ulusun refahı ve şerefinin belli kişilerin ve yöneticilerin değil,halkın ve vatandaşların iradesine bağlı olduğu gerçeğine en iyi örneği oluşturabilir. 
  • "İçi yakıtla iyice doldurulmuş lamba 'Ne yapmam gerekiyor 'diye sormaz." 
  • "Milyonlarca kardeşiniz kaba,acımasız ve ahlaksız bir ruha sahip .Bütün bunlar kader midir?Yüzlerce aşağılayıcı ve onur kırıcı "böyle mi olmalı "sorusundan utanç duymuyor musunuz?Toplumun bütün kesimlerine sirayet eden utanç verici aptallık ve umursamazlık da kader olarak mı görülmeli ?" 
  • Yarvinenler özellikle bıkkınlıktan şikayet ediyorlar,yaşadıkları dünya dar ve sıkıcıdır Daha büyük,çok çok büyük ,güneş kadar parlak ve güzel işler yapmak istiyorlar.İçeride bir şeyler kaynıyor ve dışarı taşmak için fırsat arıyor,ama çıkacak yol bulamıyor . 
  • "Genç nesli değil ,kendinizi suçlayın.Siz nasıl yetiştirdiyseniz gençler de öyle olacaklar .Gençlere terbiye verdiğinizi söyleyebilir miyiz?Hayır!Anneler ev işlerinden başlarını kaldıramıyor,günleri mutfak,alışveriş,temizlik ve çamaşırla geçiyor .Memuriyet ,ticaret ve diğer işlerle uğraşan babalar akşamları meyhane ve kulüplerde oturup kağıt oynuyorlar.Çocuklarla kimse ilgilenmiyor ,buna zaman yok ,ayrıca ,çocuklarla uğraşmak sıkıcı ve meşakkatli bir iştir. 
  • Çocuklarla konuşmuyor ,hayatlarının nasıl geçtiğini sormuyorlar.Zaman bulunca biraz okşayarak,ellerine bir oyuncak veriyor ve "Çocuklar ,şimdi gidin ve kendiniz oynayın"diyorlar.Bu aslında ,"Gözümden kaybolun ,ne yaparsanız yapın,yeter ki bizi rahat bırakın" demektir." 

1 yorum:

İzleyiciler