...

Bu Blogda Ara

Cumartesi, Kasım 07, 2015

HÜZÜNLE KARIŞIK SAATLER


Dünyada insana bahsedilen nadir güzelliklerden biridir evcil bir dost..Sizin de çok sevdiğiniz böyle bir dostunuz varsa şu an gülümsediğinizi görür gibiyim.Tanıştırayım benim oğlum,yol arkadaşım Çorbi..Kediye rağmen hayatta kalmış :) bir kahraman o...

Çorbiyi 1 Mart 2014;'de yılında Karabağlar Pazarından aldım.Bir sürü kuş arasından Çorbi daha hareketli ve cana yakın geldi.Bu dedim benim olacak.İsminin de anısı var.O sırada ablamla Güldür Güldür 'ü izliyorduk.Orda Çorbi lafı geçiyordu.Biz de isim ararken Çorbi olsun dedik.Orda manasının açıklaması Çorabın üstüne giyilen tshirt diyordu :)uydurmaca ama öyle oldu :)

Çorbi hayatıma renk getirdi.O sıralar İzmir'de bir ithalat firmasının ithalat bölümünde çalışıyordum.Karabağlar'da Yunus Emre Cami karşısında yalnız yaşıyordum.Geceleri çok korkuyordum.O yüzden hep televizyon açık kalıyordu.Ama Çorbi benim yalnızlığıma ortak oldu .Sabah onun gürültüleriyle uyanıyordum.Korktuğumda onunla ilgilenip sakinleşmeye çalışırdım.İlk aldığımda ötmüyordu pek.Sonra sonra ötmeye başladı.Zamanla on çok alıştım.İşten gelir gelmez gözlerim ilk onu arıyordu evde.

Şimdi Çorbi ile ilgili anlatacağım anılarıma gelelim:)Benim evim çok büyüktü.Bir odayı kıyafet odası yapmıştım.Kışın çamaşırları o odada kurutuyordum.Ayrıca orası benim spor odamdı.O sıralar sıkı bir Dukan Diyeti yapıyordum.Sabah kalkar kalkmaz ilk işim tartıda kilomu ölçmekti:)Bir de evimin o odasına bağlı bahçesi vardı.Bir gün işten geldim.Giderken tezgahın üstüne Dukan keklerimden bıraktığımı hatırlıyordum.Kekler yoktu kırıntıları kalmıştı döndüğümde.Yedim herhalde diye düşündüm.Sonra yemek yedim ve yorgun olduğum için biraz dinleneyim bulaşıkları yıkarım diye plan yaptım.Tepsimi mermerin üstüne yerleştirdim.Bulaşıkları yıkamak için geldiğimde tepsinin yere düşüp ve tabakların kırıldığını fark ettim.Şaban filmindeki kadın gibi olmuştum.Neyse dedim işlerimi bitirip uyudum.Sabah kalktım gözlerimi dahi tam açamamışken hemen tartıya koştum.Tam kapıyı açtım açmamla siyah bir şey atladı pencereden.İkimiz de birbirimizden korktuk.Kapıyı açtığım gibi kapattım.Kalp krizi geçirebilirdim korkudan.Meğer kara kediymiş:)Çamaşırlar kurusun diye bahçeye bakan pencereyi hafif açık bırakmıştım.Kedi fit girmiş o küçücük aralıktan.Formunu da benim dukan keklerine borçlu :)Beynime biraz oksijen gittikten sonra ilk düşüncem Çorbi bu kara kediyle aynı evde nasıl yaşadı oldu?Benim bir arkadaşımın kuşu kedi görünce kalp krizi geçirmiş.Helal olsun Çorbi'ye dedim.O günden beri Çorbi benim kahramanım...

Haziran ayıydı.Zaten olaylı olan iş hayatım benim için artık çekilmez hal almaya başladı.Kendimi işe gittiğim her gün hapishaneye gitmiş gibi hissediyordum.Kendimi kader kurbanı hissediyor özgür olacağım günlerimi sayıyordum.Bir gün Beren Saat'in bir röportajında mıydı neydi diyordu ki kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz.Anında terk ederim orayı.Bu sözler bana ilham oldu. zaten Babamla konuşmuştum.Bu eziyete daha fazla katlanmak istemiyordum.Ben dedim istemediğim bir şeye niye katlanıyorum ki.Sonuçta ev geçindirmiyorum,Çalışmak için herhangi bir zorunluluğum da yok.İstifa ettim.Bu hayatımda kendi adıma aldığım en doğru karardı.İşten ayrılırken o kadar eziyet yapıldı ki son gün sinir krizi geçirmiştim.

Upuzun saçlarımı kısacık kestirdim.Kalan eşyalarımı toparladıktan sonra eski iş yerimden ayrılırken özgürlüğüme kavuşmuş gibi hissediyordum resmen. O hapishane kılıklı yerden ayrılırken Yuppi diye zıplaya zıplaya gidecektim eve.Gitim pastaneye pasta,çörek ne varsa aldım ve ev sahibim hacı teyzeyi aradım çay içmeye geliyorum diye.Kutlanmalıydı özgürlüğüm.Uzun süre aradan sonra ilk kez beni bu kadar neşeli gördüklerini itiraf ettiler hacı teyze ve kızı Kadriye ablam.Evet büyük bir yükten kurtulmuş özgür bir kuştum artık.

Bir küçük valiz hazırladım Bergamada'ki evime ailemin yanına gidecektim.Bir ya da iki gün kalır dönerim dedim.Çorbiyi bırakacaktım ama o kıyamadım yalnız olmasına.Ellerimde poşetler kafesi de daha rahat taşımak için büyükçe bir poşete koydum.Sonra İzban'a geldim.Tam merdivenlerden iniyordum poşet elimden kaydı.Kafes dağıldı Çorbi uçtu.Aklım gitti o anda peşinden koştum diğer tarafa geçmişti.Dağılan kafesi elime aldım.Benle beraber bazı amcalar da arıyordu.

Çorbi'nin metroda kaçtığı anda bir yağmur başladı.Tren o esnada geldi.Tam bineceğim vicdanım el vermedi.Bekleyip Çorbiyi aramaya karar verdim.Bir yandan da ağlıyorum.Üstüm sırılsıklam oldu.Tam 3 tren geldi geçti yani en az yarım saat geçti Çorbi görünmüyor. O esnada birkaç Kürt çocuğu bir şey yapıyorlardı.Çorbiyi görmüşler yakalamaya çalışıyorlar. Beni ağlarken orda tek görünce abla kuş senin mi dediler evet dedim.Abla ağlama biz onu kurtarırız dediler ve bir tanesi o anda rayların içinden atlayıp karşı tarafa geçti.Ben bu sefer çocuğun derdine düştüm.Hayatını tehlikeye atmıştı.Ondan öyle bir şey asla isteyemezdim.Güvenlik görevlisi bir bana bir çocuğa bağırmaya başladı napıyorsunuz siz diye?Ama çocuk çok şükür ki karşıya hemen geçti.Kuşlar ıslakken uçamıyor.Çorbi de ağacın tepesinde ıslanıp kalmıştı.Güvenlik görevlisi haklı olarak çocuğa aşağıdan ver kuşu bir daha rayın üstünden geçersen hepinizi polise veririm dedi.Çocuk Çorbi'yi ağaçtan aldı.Merdivenlerden indi ve Çorbi'yi bana verdi.O an ellerini tuttum çok teşekkür ederim dedim.Ne yapsam az gelirdi.Elimde bir yirmi lira vardı.Onu uzattım al dedim.Yok alamam abla dedi.O çocuğun hayatını istemeden de olsa tehlikeye attığım için hala vicdan azabı duyarım.Erdemli ,kocaman yürekli çocuk...Hayatın boyunca duacınım.Allah o kocaman yüreğine göre versin.Irk ayrımı yapmak için Kürt olduğunu vurgulamadım bu arada.Hani bazen kendimizden olmayanı ötekileştiriyoruz ya.Bu çocuklar kesinlikle bize bizden daha yakındı.Merhametli bir kalp taşıyorlardı.

Sonra Çorbi ıslak ben Islak metroya bindik.İndikten sonra Bergama otobüsüne...Kafes tekrar dağılır diye yere bile koyamadım yol boyunca kafesi kucağımda taşıdım.İndiğimde kollarım ağrıyordu.Ama hüzünle karışık mutluluk yaşıyordum.Kaybetmek kötüydü çünkü...Pişmanlık veriyordu.Keşke evde bıraksaydım, keşke poşet düşmeseydi diye hep kendimi suçlayacaktım.Bir de yol arkadaşımdı o benim.Hala işten eve geldiğimde ilk işim Çorbiye selam vermek olur.En büyük eğlencem de Çorbiye müzik dinletmek.Tabii onun favori şarkıları olursa değmeyin keyfimize...Bir kuş diye küçümsemeyin sakın.İnsanların gerçek yüzünü tanıyınca ben Çorbi'yi daha çok sever oldum

3 yorum:

İzleyiciler